-
-
Attila ATASOY
Son Pişmanlık
-
DÜŞ PEŞİME
GEZİ ÜLKELERİNİN GÖRSELLERİNDEN OLUŞAN, DÜŞ PEŞİME ŞARKI VİDEOSU -
ATTİLA ATASOY
UNESCO DÜNYA MİRASLARI -
ATTİLA ATASOY
DÜNYA MİRASLARIMIZDA SON DURUM
MESSİNA'DA GÖL KEYFİ…
MESSİNA'DA GÖL KEYFİ…
Attila ATASOY-Temmuz 2015
DELOS
DELOS ADASINDA APOLLON'UN ŞEHRİ..:
| Apollon'un şehrinde-DELOS |
Mikonos'tan teknelerle yarım saatte gidilen Delos Adası, Zeus'un oğlu Apollon'un doğduğu şehre ev sahipliği yapıyor… Hiçbir yerleşim veya konaklamaya izin verilmeyen Yunan adasındaki antik kent, Unesco Dünya Mirası listesinde… Müzesinde Apollon ile oğlu tıp ve sağlık tanrısı Asklepios'un öykülerine de tanık olan ziyaretçiler yandaki küçük büfede ihtiyaç giderip aynı gün dönmek zorundalar…
Attila ATASOY- Temmuz 2015
İZLANDA
Temmuz’da İZLANDA
..Ayak basar basmaz hissediyorsunuz… Bir dinginlik, bir bozulmamışlık, bir huzur, bir yerli yerindelik, bir medeniyet kokusu ve bol oksijen.. Hele bizimki gibi 'nerde çokluk..' ülkelerinden gelmişseniz…
..Kuzey Atlantik'te Kuzey Kutup Dairesinin hemen altındaki bu 'kurtarılmış' ada ülke, sanırım vahşi medeniyete ya da vahşi kapitalizme volkanları, gayzerleri, her yeri homurdayan, tüten, için için kaynayan toprakları ve suları ile başkaldırıyor…
![]() |
| Gulf Stream sıcak su akıntısı şeması |
..Gulf Stream sıcak su akıntısı, Meksika körfezinde Florida ile Küba arasından doğup Atlantik’in kuzeyine doğru, İzlanda’nın güney sahillerini yalayıp İngiltere ve Norveç’in kuzeyine giderken burayı da nispeten ılımanlaştırıyor… Bu ılımanlaştırma, Ateş ve buzu aynı anda sunuyor… Üç büyük buzulun(Vatnajökull-Langjökull-Hofsjökull) ve 200 irili ufaklı volkanın sunduğu şiirsel tablolar halindeki bu coğrafyada adeta büyüleniyorsunuz…
..103 bin(yüzüçbin) km2 adaya ilk Vikingler geliyor… Yıl 874 (sekizyüzyetmişdört)… Sonrasında Danimarkalılar işe karışıyor… İnsanoğlu bu… Yıllar süren savaşlar, Norveç-Danimarka çatışmaları derken Vikingler temizleniyor… Son katledilen Viking güneybatıdaki Akranes'te katledildiği yerde yatıyor… Orayı anıt mezar yapmışlar…
..Neyse biz konumuza dönelim… 930 (dokuzyüzotuz) yılında dünyanın ilk meclisinin toplandığı ülke,1904'te bağımsızlığına kavuşuyor… Tabii 'Kraliçe'nin himayesinde… Danimarka her şeye karışmak isterken Norveç ve İngiltere dur diyor… Neticede kendi yağıyla kavrulmaya ve dünyanın en medeni ülkesi haline gelmeye başlıyor… Tabii ki soğuk ve zor şartların gerekli kıldığı dayanışma ruhu ve bilimi temel almanın yardımıyla…
BAŞLANGIÇ…
..E tabii uluslararası bir tek
havaalanı var… KEFLAVİK… Başkent REYKJAVİK'e bir saat mesafede… Ada'nın
güneybatısı… Önce oradan başlıyoruz… Temmuz ortasında bizi serince bir hava
karşılıyor… Ama fazla değil 14-15 derece civarında… Gece aydınlığında (!) 4-5
dereceye düşer filan dediler… Evet gece aydınlığı… Zira hava kararmıyor…
| Gece aydınlığında REYKJAVİK |
Kışın da ağarmıyor olduğu için depresyon hastaları yoğunmuş, içki bu nedenle yıllarca yasak kalmış… İntiharlar olmasın diye… Halen birçok markette içki satılmıyor… Buna rağmen dünyanın en medeni ve özgürlükler ülkesi seçildi biliyorsunuz… Evlerde ayakkabı çıkarılıyor… Kimseye zararları yok, kendi halinde, ancak siz yaklaştığınızda size yakınlık gösteren kişilikleri var… Kendi sorunlarını kendi içlerinde yaşayıp dışa vurmayan bir hal bu… 'Soğuk ve yalnız' ülke, dünyanın en seçkin her yaştaki sportif gençlerine kucak açmış durumda… Hele en son patlayan o tuhaf adlı volkandan sonra turistik potansiyeli beşe katlanmış... Âlem bu insanlar..:)
REYKJAVİK Başkent:
Kelime anlamı 'Dumanlı Koy'… (Reykja=Dumanlı Vik=Koy)… Ülkenin toplam nüfusu olan 400bin’in 202bin'i burada yaşıyor… Kutu gibi bir şehir… Güneybatı sahilinde, arkasını görkemli ESJA dağına dayamış önemli bir balıkçılık bölgesi… Sahil alanında koylar, boğazlar ve adalarla süslü… Lav kayası bahçeler,. parlak renklere boyanmış kıvrımlı demir süslü evler, duvar resimleri diğer süsleri... Şehir turu aldığınızda, Üç dini girişinde tasvir eden Halgrim kilisesi, içindeki 5275 borudan oluşan görkemli org'uyla sizi karşılıyor…
| Halgrim Kilisesi-Reykjavik |
..Sonrasında 1986 yılında Amerika
başkanı Ronald Reagan ile Sovyet lideri Mikhail Gorbaçov'un tarihi buluşmasına
sahne olan Başkanlık sarayı, Perlan tepesi, Höğfi evi, balık limanı, balık
pazarı, üniversite bölgesi, eski şehir merkezi ve 50 milletvekilli son derece
sade ve küçük parlamento binası gezdiriliyor…
| Parlamento Binası |
Başbakan’ın ofis-evinin önünde
ise isterseniz piknik yapın… Ne bir koruma ne bir polis var...
| Başbakanlık konutu |
Bir de içinde suçlu olmayan
cezaevi var… Şehrin içinde hoş ve şirin bir bina… Ülkede en son suç 1 yıl evvel
işlenmiş… O da bir yabancı tarafından..
| Cezaevi |
..Ve tabii ki balina seyir
turları ile buraya özgü papağanla penguen arası ünlü kuşlar Puffin’ler turu
alabilirsiniz…
Biz balina keyfimizi adanın en kuzeyindeki Hûsavik’e sakladık… Toplam 13000(onüçbin) km.lik karayolu ağına sahip ülkede demiryolu ve metro yok…
BLUE LAGOON..
..Başkentten bir saat mesafede adanın güneybatısında volkanik suların fışkırıp oluşturduğu termal gölde keyif ve cilt terapisi yapıyorsunuz… Temmuz ayında Güneşli havada 14-15 derece dışarısı… Bulutlar gelip gidiyor tabii… Akşamları dediğim gibi 4-5 dereceye düşüyor… Suyun sıcaklığı özel tertibatla 38-40 derecede tutuluyor… Zira ana kaynağında 200 derece…
GÜNEY'DEN ORTAYA DOĞRU..
Ne demiştik, 930 (dokuzyüzotuz) yılında dünyanın ilk meclisinin toplandığı ülke burası… İşte o meclis güneyden ortalara doğru, şu anda Reykjavik’ten 2-3 saat yukarıda Thingvellir Doğal parkı sınırları içerisinde… Ama en önemlisi Avrupa ve Amerika kıtasını ayıran fay hattı orada..5 metre aralıkta bir taraf Avrupa, diğer taraf Amerika kıtası…
| Amerika ile Avrupa kıtasını ayıran fay hattı (Ortagüney İzlanda) |
..Bir tuhaf oluyorsunuz… Oraya
gitmişken İzlanda'nın en büyük doğal gölü THİNGVALLAVATN'ı ve 32 metre yükseklikteki
GULFOSS(Altın şelâle)'yi göreceksiniz…
| Thingvellir Ulusal Parkı(Ortagüney İzlanda) |
| GULLFOSS(Altın Şelâle)-Ortagüney İzlanda |
..Hızlı esen buzul rüzgârları ve şelâlenin bulut gibi üstünüze sıçrayan suları sizi üşütecek, hazırlıklı olun… Gitmişken şelâlenin hemen yanındaki Kafe’den ünlü LANGJÖKULL buzuluna tur alabilirsiniz… Size özel giysiler verecekler… İsterseniz kar motosikleti, isterseniz süper kamyonlar ile… Dönüşte ünlü STROKKUR gayzerler bölgesi sizi bekliyor olacak..:)
‘ARZIN MERKEZİNE SEYAHAT’..
Jules Verne’in ünlü kitabının
ilham yerine gitmeden olur mu? Başkent Reykjavik’ten batıya, BORGARNES tarafına
yol alıyoruz… Yolda Son Viking’in gömülü olduğu AKRANES’e uğrayıp 6 km.lik
deniz altı tünelinden geçiyoruz… Borgarnes’i de geçip o ünlü SNAEFELLSNES volkanına
ya da eteklerine varacağız..
SNAEFELLSNES volkanına doğru(Batı
İzlanda)
..Jules Verne amca, romanı için
bu volkandan etkilenmiş… Bir süre o bölgede yaşamış… Volkan aktif ama henüz
patlamamış… Uzaktan karlarla kaplı dağın çıplak eteklerine gelmeden önce
rüzgârlı deniz ve göletlerden, ekin alanlarından sarp yamaçlar altındaki
sarı-yeşil-kahverengi ovalardan geçiyoruz… Ağırlıklı balıkçılıkla geçinen (yıllık
1 milyon beşyüzbin ton üretim) ülkede az da olsa ekin alanları görmek hoşumuza
gidiyor…
| Olafvsvik'ten-Batı İzlanda |
..Dağın uzaktan da olsa egemen olduğu sahil OLAFVSVİK sırtlarında çookk şirin bir restoranda yerel tadları alıp kıyıya inmek, sonrasında civar tepelerdeki kanyona tırmanış yapmak gerekiyor… Bunları yaptık fakaaat hesaba katmadığımız çoookk şiddetli çoook soğuk rüzgâr bizi çoookk zorladı… Bu nedenle siz siz olun güneşe aldanmayın… Zaten Temmuz’da bile karlar altındaki dağa çıkmak ancak çoookk profesyonel dağcıların işi unutmayın… Siz eteklerle idare edin bence..:)
..KUZEYE DOĞRU..:
Borgarness dolaylarından kuzey
içerilere doğru bir dağ otelinde kalıyor, oradaki GRABROKARGİGAR volkan krateri
ve GÖNGULEIDIR şelale bölgesi geziliyor sonra en kuzeydeki Akureyri’ye doğru
yollanıyoruz…
Grabrokargigar
..Aramızda takdir edilesi 70’lik 80’lik gençler var… Hiçbir yerden geri kalmıyorlar… Ah bu cephane gençliği Türk kadınları diyoruz, maşallah diyoruz, pes diyoruz..:)
..KUZEYDE..AKUREYRİ-GODAFOSS-HÛSAVİK-MYVATN:
Akureyri’ye giderken Blonduos ve Saudakrokur kıyı kentlerinden geçiyoruz…
Kent diyorsam da inanmayın hepsi neredeyse soğuk metruk kasabalar halinde… Ama
bize çok sıcak geliyorlar... Romansımız tutuyor… Şömine-sıcak şarap ‘vari bir
sıcaklık kaplıyor içimizi… Ama biz tabii ki buraların yerel içkileri BRENNİVİN
SCHNAPPS,PATATES RAKISI ve GULL VİKİNG BİRASI’nı tadıyoruz her fırsatta..:)
Ayrıca kurutulmuş köpekbalığı eti(Hakarl) da ihmal edilmiyor..:)
..Ve tabii karlı tepeler, rengâhenk vadilerden
geçiyor Akureyri’ye varıyoruz… Akureyri,
İzlanda’nın başkent Reykjavik’ten sonra en büyük kenti…
| Akureyri'de(Kuzey İzlanda) |
..Kuzey Atlantik’in Grönland
Denizi denilen bölümünün taaa içerilere kadar yaptığı ince uzun körfezin ucunda
çok katlı gemi turlarının yapıldığı bir yer… Tabii Temmuz-Ağustos bilemedin
Eylül aylarında… Temmuz öğleden sonrasında ısı +3 derece… Buna şükür… Gulf
Stream etkileri buraya kadar geliyor sanırım... Kışın da öyle yoğun kar altında
olmazmış… Belki de çok derin ve dar bir körfezin güney ucunda
olmasındandır...Buradan Tanrının Şelalesi(GODAFOSS)’ne yarım saat ve 2500 yıl
önce volkanik patlamalarla oluşan MYVATN GÖLÜ’ne ve de sıcak su dağı HVERFJALL
ile Namafjall Hverir kaynayan vadisine gitmek 1-2 saat..Buradaki sular 100
derece akıyor…
| Namafjall Hverir(Kuzey İzlanda) |
| MYVATN-Kuzey İzlanda |
| GODAFOSS(Tanrının Şelâlesi) |
| GODAFOSS(Tanrının Şelâlesi) |
BALİNALARA MİSAFİR OLMAK..:
Hûsavik, dünyada balina
gözlemlerinin yapıldığı en önemli bölge olarak biliniyor… E biz tabii ki bundan
geri kalır mıyız… Doğru Hûsavik limanına gidiyoruz… . Çook şirin bir
kasaba..Kutu kutu evleri, sıcak cafe’leri-lokanta’larıyla bizi hemen sarıyor…
..Tekne öncesi kaptan uyarıyor, aranızda yaşlılar var dalga olabilir diyor… Diyor ve cevabı diş gıcırtıları ve homurdanmalarla alıyor… ’Sensin yaşlı!..’..:)
Üç tarz tekneden ortancası olan
bizimkinde özel tulumlar giyiyoruz, uyarılara aldırış etmeyenlerle birlikte 15
kişi kadar biniyoruz… Ben burun üstünde arkadaşımla birlikte güle oynaya aynı
zamanda sallana sallana, yola pardon denize koyuluyoruz..4-5 metrelik ölü dalgalar
tekneyi yanlardan su alırcasına yan yatırıyor, beşik gibi sallanan tekne orta
ve arka bloktaki ‘genç(!)’leri yerle yeksan ediyor…
..Biz sözde iki kahraman hem
gülüp hem de yaylanarak, arada bir çarpışarak, demirlere yapışarak çok
eğleniyoruz… Fotoğraf çekeceğiz diye dengemizi kaybedip bolca demirlere ve
birbirimize düşüyoruz… Ama heyhat balina yok, dalga var… Yoğun bulutlu ve acaip
sert- soğuk rüzgârlı bir hava var… Koya benzer bir yerin yakınında duruyoruz… Derken
işte O… Herkes 40 yıllık belgeselci sanırsın… Dürbünlü makinelerle gelmişler… Bense
ufak digital makinemle zoom yapmaya çalışan zavallı bir turist durumundayım… Bir
telaş kıyamettir gidiyor… Fakat balina bekler mi… Su fışkırtıp yok oluyor… Hadi
bakalım bi daha bekle… Başka teknelerle haberleşiliyor yok… Ufak bir gövde
kırıntısı çekebilen, kahraman edasıyla gülücükler savuruyor… Hele ‘kuyruk’
çeken Kaptan Cousteau(Kusto) muamelesi görüyor… Biz en öndeki güya kahraman
ikili ise ‘yüzgeç’te kalmışız… Bütün havamız yerlerde… Derken bütün ihtişamıyla
ikinci geleni görmeyelim mi? Çığlık çığlığa bağrışıp çekmeye çalışırken sanırım
balina korktu kaçtı… Ama artık mutluyduk, daha büyük gövde hatta kuyruk çekebilmiştik…
..Üç ayrı tipte teknenin
kuşattığı balinacık, üç-beş fışkırtma ve manevradan sonra enginde yavaş yavaş
günün minesi soldu..:)
..Olsun bu kadarı da bize yeter dendi ve yine dalgalarla dans ederek dönüş başladı… Arka tarafta kusmayanların da artık direnemediğini gördük… Biz iki hınzır hem kusmamış hem de ‘kuyruk’ çekmiş kahramanlar olarak ‘en iyi kim kustu’ yarışması yapacaktık.. :)
Attila ATASOY-Temmuz 2015
| Balina Seyir Tekneleri |
| Balina Seyir Tekneleri |
Çeşitli...
| Kuzeyden |

.jpg)







