Sanatçı-Gezgin

FOTOĞRAFLAR

FOTOĞRAFLAR
SLAYD

fotoğraflar

fotoğraflar
slayd

FOTOĞRAFLAR

FOTOĞRAFLAR
SLAYD

FOTOĞRFALAR

FOTOĞRFALAR
SLAYD

FOTOĞRAFLAR

FOTOĞRAFLAR
SLAYDIR

KİŞİNEV

 

KİŞİNEV(KISHINEV-CHIŞINAU)’DE NEKÂHET GÜNLERİ..

Akut şiddetli ateşli üriner enfeksiyonla hastaneye yatıp serumlar, sondalar filân bağlandığında e artık gidiciyim demiştim… Meğer Moldova’ya gidiyor muşum..:)

Biraz kendime gelince kanlı bayramdan kaçıp sessiz-sakin-serin ve tabii ki ucuz bir yerde soluklanmak istedim… Bilmediğim bir yer olmalıydı ki bir şeyler de öğreneyim…

Hep böyle olmamış mıydı zaten... Kendi el yordamımla düşe kalka öğrendiğim hayat beni nasıl eğitmişti… Önce sanata sığınarak sonra yollara düşerek kendimi bulmamış mıydım? Diğer tanımla kendi hakkımdan gelmenin yolunu da yollara düşerek bulmamış mıydım?... (Üf çok felsefe oldu, sadede geleyim..:)

Angajmanımı yapacak halim olmadığından tur operatörüm dünya şekeri arkadaşım Asuman Dağıstanlı imdada yetişti ve kendimi Kişinev’de buldum… (lâf aramızda, patronu gezmede tozmada, bütün yükü-çileyi Asuman’ cım çekiyor..:)

MOLDOVA:

Çok ayakaltında ve arada kalmış bir ülke… Kapitalizme geçiş sürecinde en çok zorlanan ülkelerden… Ruslar, Almanlar, Romanyalılar ve tekrar Ruslar derken kendi olabilmeyi parasız pulsuz da olsa başarabilmiş... Ukrayna ve Romanya arasında yer alan 33700km2, denize kıyısı olmayan, Karadeniz’e çok yakın iki milyon nüfuslu bu ülke Rusya ve Ukrayna üzerinden Avrupa’ya aktarılan doğal gaz ve elektrik enerjisinin köprüsü konumunda... Bu yüzden stratejik önemi var..

KİŞİNEV(Kishinev-Chişinau):

Moldova’nın yaklaşık 800 bin nüfuslu başkenti beni çocukluğumun yıllarına götürdü...’Derli toplu, parası yok onuru varlı yıllara... O bozulmamış yıllara..

Vahşi kapitalizm ’in sızdığı ‘kel başa şimşir tarak’ 3-4 büyük avm, Casino ve ‘Bomba’ adlı süpermarket zinciri haricinde her şey bizim 50li-60lı yıllar kıvamında..

Çoğu köhne otobüs-troleybüs ve minibüsler(onlar mikrobus diyor) ile yapılan şehir içi ulaşımda derli toplu, özenli giyimli, ciddi, disiplinli, çalışkan, dürüst efekti veren özellikle orta yaş kuşağı tombulca hanımlar dikkatimi çekti... Onlar beni çocukluğumun ablalarına, teyzelerine götürdü… Hasibe hanım teyzelere, Münevver ablalara, Hayriye öğretmenlere, Aysel ablalara, Fikriye hanım teyzelere, Memnune hanım teyzelere..

Otobüs ve Troleybüsler 2 Lei, minibüsler 3 Lei

1 USD=19 Lei olduğuna göre gerisini siz düşünün..

Otobüs ve troleybüslerde içerde, çoğu kadın bilet kesiciler var… Sürekli dolanarak bilet kesiyorlar... Kalabalık zamanlarda iş çorbaya dönüyor... Halbuki arkada ya da önde sabit bir yer yapılsa… Aman neyse beni mi dinleyecekler…

Minibüsler ise tam talebelik yıllarımın ‘Samanpazarı minibüsleri’ gibi... Ayakta tıklım tıkış..

Gördüğünüz gibi arkadaşlar hasta ya da mecalsiz de olsam her zaman yaptığım gibi yerel hayata sızıp halkın araçlarıyla şehri ve hayatını öğrenmeye çalışıyorum… Alkış rica edeyim..Hehheh :)

Gençlere gelince, hepsi fit… Spor salonuna gitmiş gibi değil yaşam biçimleri öyle gerektirdiğinden... Tabii ki ellerinde android de olsa ölçülüler... Kızlar özgür-cesur-ciddi dolaşıyor... Dışardan üniversite için gelen yabancı uyruklu çok sayıda genç de var…

Birçok park-göl ve tepecik arasına binalar serpiştirilmiş gibi bir şehir… Çoğu 50-70 yıllık binalar belli ki hiç bakım görmemiş… Kaldığım çok katlı otel de öyleydi… Ama bütün bu köhneliğe, döküntülüğe rağmen bir dinginlik, bir rahatlık hissediyorsunuz…

Şarabıyla meşhur ülkenin şehir içinde bile bağları var... Eski maden ocaklarını bile şarap mahzenlerine dönüştürmüşler..

GECE-EĞLENCE:

Galiba başta sessiz-sakin-serin demiştim değil mi? Hahahaaaa… Evet gündüz yaşamının dinginliği bir yana geldiğim ilk üç gün sıcaktan kavruldum... Bir keresinde Sibirya Yekaterinburg’da da öyle olmuştu… Çıplak dolaşmıştım…

Malûmunuz, dünya topaç dönüşüyle bir kuzeyini bir güneyini güneşe eğiyor... Böylece oralarda yaz oluyor… Kuzeyin ya da güneyin bu paralelleri güneşin tam alnına denk geliyor da ondan böyle... Bir tek ekvatoral bölgeler değişmiyor..

Coğrafya dersimizi de tamamladıktan sonra gelelim sakinliğe…

Hahahaaa… Kaldığım otel Cosmos, Atrium avm ve tepesindeki Sky bar kompleksi ile birkaç casino ve süpermarketin ortasında değil miymiş…12.kattaki odamda bütün çığlık çığlığa sky bar eğlencelerinin ortasında yattım… Tam karşıma geliyorlardı... E ayıp olmasın diye bir de yerinde inceleyeyim dedim… Komşu hatırı dediğin böyle birşey... Bütün teras, pub-midpoint-nargile cafe karışımı mekânlarla kaplanmış… Bunların karışımına yüksek volümlü dj müziğini de katıp bir şey oluşturun… İşte öyle bir şey... Özellikle biranın ve içkinin azdırdığı gençler oturdukları yerlerin tepesinde çığlık çığlığa dans ederek arada nargile çekerek eğlencenin dibine vuruyor..

Aşağıda meydanın yan tarafında casino’lar da, biraz yukardaki striptiz kulübü de beni bekliyordu ama kusura bakmayın sizin için de olsa yok artık..! Hastayım ben… Aaaa daha neler…

Sosyetik ya da seçkin restoran ve kulüpler de var canım merak etmeyin… ’Maria Biesu National Theater of Opera and ballet’ yanındaki Mojito bar-restoran ile hemen yanındaki Cocos Prive night Club meselâ…

Stefan cel Mare Central Park’taki iki restoran-bar da bizim 29 kıvamında..

Fakir bir ülke ama tabii zenginleri de var… Araya sızan Romanyalılar ve Türk iş adamları da cabası…

Uzaklardaki Flamingo Club’ın müşterileri daha çok bu arkadaşlar oluyor…

DİL:

Farklı etnik grupların oluşturduğu ülkenin %65 Moldovalı,%14 Ukraynalı,%13 Ruslar ve diğerleri şeklinde çoğunluğu Kişinev’de yaşıyor..

Resmi dil ‘Moldova’ca ama halkın çoğunluğu Rusça biliyor… Buradan da Moskova’ya direkt tren hattı var… Diğer özerkliğini almış eski Sovyet sosyalist Cumhuriyetleri gibi… Romen dilinden çok etkilendiği için Ruslar Kiril alfabesini zorlamışlar ki Romanya’dan tam olarak kopsunlar…

Otel ve restoranlardaki personeller az da olsa İngilizce biliyorlar... Ama genellikle halkın okumuş ve zengin kesimi biliyor…

Ayrıca ülkenin eli yüzü düzgün gençleri ve Gagavuz Türkleri ülkemize gelip çalıştığından Türkçe konuşanlara da rastlanıyormuş..

YEME-İÇME:

Farklı kültürlerden(Ukrayna-Rus-Yahudi-Alman-Romen) etkilenmiş ülke; Üzüm, meyve, sebze, koyun-keçi yetiştiriciliği ve tavukçuluk ile biliniyor..

Ünlü Şarap ve konyaklarının yanı sıra favori yemekleri ise Beyaz peynir, keçi peyniri, polenta (mısır unundan yapılmış bir çeşit püre), sebze, meyve ve et yemekleri oluyor... Benim gibi peynirci biri için tam isabet..

Biraz önce sözünü ettiğim ‘Polenta’ (Mamaliga),tamamen pişmiş mısır unu, beyaz peynir, süt, kırmızı pancar çorbası, tuzlu balık ile servis ediliyor…

Diğer ana yemeklerde ise sığır eti(mititei) ve domuz eti(cirnetei, costita, mushka), tavuk eti(zama), koyun eti(ciorba) ve balık kullanılıyor…

Bütün etli yemeklere kayısı ve ayva gibi meyveler de ekleniyor... Soslara şarap ve domates suyu kullanımı çok yaygın… Veee tabii ki patates…

Öncesinde yerel ‘Borç’ çorbası da tavsiye olunur...

ALIŞVERİŞ:

Valla satın alınabilecek buraya has hediyelik eşya ‘şarap’ ve ‘konyak’tır diyorum başka da demiyorum… Ama özellikle Kişinev Souvenir Bazaar gibi ana Pazar yerinde, yollarda ve parklardaki açık pazarlarda el yapımı objeler ve resimler alabilirsiniz tabii… Pazarlık şart..

Bir de Sovyet tarzı ürünlerin satıldığı Unic diye bir avm var.

GEZME-GÖRME:

  • Maria Biesu National Theater of Opera and ballet
  • Mihai Eminescu National Theatre
  • Holly Gates:

1846 yılında I. Zaushkevich tarafından inşa edilmiş, Osmanlının bıraktığı toplardan imal edilmiş 6.4ton ağırlığında bir çan asılı olan anıt... Üzerinde 1944’teki Alman işgalinden kurtuluşu üzerine bir yazı var.

  • Moldova Ulusal Tarih Müzesi:

31 Ağustos 1989 caddesinde, şehrin tam merkezinde… Önünde Romus-Romulus ve ünlü Roma kurdu heykeli, içinde 1 sergi salonu bulunuyor..

  • Etnografya ve Doğa tarihi Müzesi:

 1903-1905 yıllarında mimar V.Tsigonkov tarafından hazırlanmış… İki bölümlü.

  • Nativity Katedrali:

Şehrin ana kilisesi.1830 yılında Prens Mikhail Semyonoviç tarafından yaptırılmış.

Diğerleri:

  • Stefan Cel Mare Parkı ve Anıtı
  • Rose Valley Parkı
  • Puşkin Müzesi
  • Memorial Park

 EEEE BİRAZ DA TARİH... ÖYLE YAĞMA YOK..:

‘Besarabya’ olarak bilinen Prut ve Dinyester nehirleri arasındaki bu bölge, çevresindeki bütün ulusların iştahını kabartmış…’Boğdan’ olarak da biliniyor…16.yüzyılda Osmanlının,1812 yılında Rusya’nın hakimiyetine girmiş…Kırım savaşında Rusya’nın yenilmesinden sonra bu defa Romanya hakimiyetine geçmiş…. Fakaaatt 1874’de Rusya burayı tekrar ele geçirmiş..1.Dünya savaşından sonra ise tekrar Romanya hakimiyetine…Üf başım döndü yahu... Ne bu yol geçen hanı mı desem şamar oğlanı mı?.. Durun daha bitmedi..1924’de Moldova Özerk Sosyalist Cumhuriyeti kurulmuş..1939’da Sovyetler yeniden ele geçirmiş… Veee nihayet 27 Ağustos 1991’de bağımsızlığını kazanmış… Şükür bitti…

Evet bitti arkadaşlar... Sevgiler…

                 Attila ATASOY- Eylül 2016






 Central Park Souvenir Bazaar..










 Parlamento 




Sıcakta...

Cathedral Park



Erkek-kadın karışık berberler...


Atrium içinde..

Grigore Kotovski anıtı önünde

 Üniversite

Troleybüs'te..


Şehir içi göl-gölet ve bağlar


Hastane

Kel başa şimşir tarak AVM


THY binası

Hotel Cosmos ve yanındakiler...

Hotel Cosmos'dan...



Maria Biesu National Theater of Opera and Ballet

Maria Biesu National Theater of Opera and Ballet


Mojito bar-restoran


Stefan Cel Mare Central Park'ta sosyetik restoran






SKY teras





Hotel balkonumdan Sky Teras



Turizm bürolarında Antalya reklâmları


Atrium'da sergi salonları



Doğum yapmış hanımlar bebekleriyle 
egzersiz ve dans  seansında Atrium


Share:

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Attila ATASOY Youtube Kanalı

Attila ATASOY Radyo Kanalı

Popüler Yayınlar

ATTİLA ATASOY RADYO

Öne Çıkan Yayın

Giresun Konserinden

 

Blog Arşivi

Atatürk

Atatürk

Wikipedia

Arama sonuçları

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *