PAPUA
..Önce konuya açıklık getirelim… Afrikadaki Gine’lerden sonra uzak doğunun en uzağında, Pasifik’e sırtını yaslamış bu adaya, geç keşfedilmesinden olsa gerek YENİ GİNE adı verilmiş… Avrupalılar Afrikada’kileri talan ettikten sonra sıra buradaki altın ve petrol yataklarına gelmiş anlaşılan… Avustralya’nın hemen kuzeyinde, Dünyanın en büyük ikinci adası olan(820033 km2) YENİ GİNE, Endonezya ve Papua Yeni Gine ülkesi tarafından neredeyse yarı yarıya paylaşılmış.. Endonezya’ya bağlı bölümün adı Irian Jaya(zafer adası anlamında) iken sonradan Papua olmuş… Papua da kendi arasında batı (Papua Barat) ve orta(Puncak Jaya) olarak ikiye ayrılmış… Her iki taraf ta bağımsızlık istiyor…
Ekvatoral zenginliklerle dolu
Ada’nın iki ülkesi de maalesef
geçinemiyorlar, bu kadar yakın olmalarına rağmen aralarında yol yok… Hoş Papua’da da iç bölge
bağlantıları yol olmadığından sadece
yerel havayolları ile yapılabiliyor…
Biz, Endonezyaya bağlı Papua’nın
iç kesimlerine, Kuzey Baliem vadisine yollanacağız… Niye? Çünkü dünyanın en az
kalmış, en ilkel(ya da en doğal diyelim),en çıplak kabilesi ‘DANİ’ler ve birkaç
farklı kabile de orada yaşıyor da ondan… Biz, penislerine kabak kılıf giydiren
DANİ’lere misafir olacağız da ondan… Ama
önce kuzey pasifik kıyısındaki başkent Jayapura’ya,
oradan da pervaneli uçaklı yerel havayolu ile Baliem Vadisinin merkezi Wamena kasabasına varmamız gerekiyor…
PAPUA’YA GİDİŞ..:
Onyedibin adadan oluşan
Endonezya’ya gitmek var önce.
Öyle kolay değil tabii… İstanbuldan
Singapur’a oniki saat ,Singapur’dan
aktarmayla başkent Jakarta’ya iki saat, Jakarta’dan yerel havayolu ile Sulawesi
adasında da yolcu alış beklemesiyle
sekiz saat uçuyorsunuz… Bitmedi Wamena için de bir saat kadar uçmanız
gerekecek... Bu arada yerel uçaklarda ikram olmadığını hatırlatayım…
| Jayapura hava alanı |
BALİEM VADİSİ VE WAMENA:
Beyaz adam 1938 yılında buraya
ulaşıp kendi hallerinde modern çağın öğütücü sisteminden uzak yaşayan
kabilelerin hayatlarına birdenbire girivermiş… Halbuki onlar kendi aralarında
sadece arazi, kadın veya domuz için savaşırlarmış… Yaşamlarına hırs, stres, tüketim hırsı girmemiş o zamanlar… Bu yöreye adım atan
misyonerler halkın büyük bölümünü kağıt üzerinde Hristiyan yapsalar da halk animist
(ataya tapan) geleneklerini bugün de devam ettiriyor… Yörenin en kalabalık
kabilesi Dani’ler, Yalı’lar ve Lani’ler ormanların derinliklerindeki köylerinde
yaşıyorlar…
Koyu-mor renkli patates tarlaları, domuz festivalleri, bataklıklar, coşkulu akan nehirler, çöken köprüler, çamur, tropikal orman, karides yetiştirilen gölcükler ve yerel pazarlar diyarı Baliem Vadisi, ortalama bin beşyüz metre yükseklikte… Merkezi Wamena kasabası, domuz yetiştirilen yer anlamındadır… Büyük pazarıyla meşhur… Çoğunluk barakalardan oluşuyor…
| Wamena'da konforlu (!) bir ev |
Havaalanı ise fabrika deposunu andırıyor… İnsanların çoğu kısa, ince vücutlu, kafaları iri, dişleri bembeyaz… Ruanda’nın gorillerini andırıyorlar… Etraftaki çok sayıdaki domuz, zenginlik işaretiymiş. Bölgede alkol yasak, zira bu insanların bünyesi alkolü kaldıramıyormuş… Ama deli gibi sigara içip bir palmiye meyvesini (battle nut) çiğneyerek kafa buluyorlar…
| Betel nut palmiyesi meyveleri... Çiğnendikçe ağızlar simsiyah oluyor, kafa bulunuyor. |
Ağızları kırmızıya boyayan meyve
yollara tükürüldüğünden yollar kanlı
izlenimi veriyor… Çarşısı da barakalardan oluşuyor ama içleri satılık TV
cihazıyla dolu… Neyse merkezimiz Wamena olmak üzere her gün Baliem vadisinde
sefere çıkacağız… Napua tepeleri bunlardan bazısı…
KABİLELERE ULAŞMAK:
Ekvatoral yağmurlar
eşliğinde(yağışlı sezon Kasım-Şubat arası),Koltukları lime lime olmuş, konserve
kutusu kıvamındaki minibüsümüzle yeterince çalkalanarak ulaşmaya çalıştık ilk gün fakat heyhat!, Muazzam
bir heyelan yolları(patika desek daha doğru) yok etmişti…
| Heyelan |
İkinci gün nehir köprüsü selden çöktüğü için kenarlardan tutunarak geçmemiz gerekti… Karşı tarafta bekleyen, daha doğrusu iletişimsizlik nedeniyle geç gelebilen diğer bir minibüsle yine yeterince çalkalanarak köylerin bulunduğu bölgeye ulaştık… Ama o ne? Yine çökmüş bir demir köprü ve yanında geçmemiz gereken ipten asma köprü var…
| Selde çöken köprüden geçiş.. |
| Köylere gidiş.. |
..Bitmedi!... Kalınca ağaç
dalından köprülerle(!) atlamamız gereken kirli bataklık dereler var… Ve tabii
bir kısmımız düşüyor… Yürüyen balçıklar halindeki arkadaşlarımızı en yakın köye
yıkanmaları için yetiştiriyoruz... Buna sürünmek desek daha doğru olacak… Neyse
kanalizasyon deresi pisliğini köyün kuyusundan köylülerin yardımı ile
temizliyoruz... Ama bu bizim istediğimiz Dani köyü değil maalesef…
Papua’da otuz’a yakın etnik grup var hepsinin
dilleri ya da lehçeleri ayrı… Onları doğal yaşamlarında yakalamak isteyen
belgeselciler gibiyiz… Israrlı
yürüyüşlerimiz kâr etmedi tabii… İstediklerimiz heyelan dolayısıyla
kapanan bölümün diğer tarafındaydı çünkü… Sürünerek döndüğümüzde pırtık minibüsümüz bize limuzin gibi geldi…
| Köy yollarında minibüsümüz ve kaptanımız.. |
OTEL:
Wamena’daki otelimizde, odanın
dışında bulunan banyo(!) şahidimdir; Kova ve maşapayla üç gün çamaşır yıkadım,
çamurlar yine temizlenmedi… Üstü mazgallı açık tavandan her gün yağan
yağmurların suladığı tropikal nebat azarken için de barındırdığı
börtü-böcek-sinek-kertenkele arkadaşlarla bol halvetli günlerim oldu doğrusu…
Ama müjde, Wamena’nın tek iyi oteli
Baliem Pilano yenileniyordu biz giderken…
..VE KÖYLER-KÖYLÜLER:
Her köyde genellikle 3-5 aile birlikte kalıyor… Uzun bina ise mutfak… Çok sayıda domuz var… Her aile yemeğini ayrı pişiriyor… Erkekler ve kadınlar ayrı kulübelerde kalıyorlar… Seks için erkek bir süreliğine kadının yanına gidermiş… Çocuklar anne ile kalıyor… Çocuk doğuran kadın ve eşi 2.5 sene boyunca seks yapmazlarmış… Erkek çocuk sakalları çıkmaya başlayınca sünnet oluyor ve o kabak kılıfı (koteyka) penisine takıyor… O zaman erkekler kulübesine girme hakkı kazanıyor…
Bu defa yoğun acenta görüşmeleri meyvesini veriyor, gayet sağlıklı ciplerle önceden tam organize edilmiş seferlerimize başlıyoruz… Yine malum köprüden asılarak geçiyoruz, köprü altı suyun derinliği altı metre, alıp götürebilir ama bu defa eğitimliyiz… Yol boyunca mor renkli tatlı patates tarlalarından geçiliyor…
KÖYDE MUMYA VE KONAKLAMA:
Jiwika köy’ünde en doğal(!)
halleriyle bizi kabul ediyorlar, fotoğraf
çektirmek için para istiyorlar… Daha sonra 250 yıllık bir şef mumyası
getiriliyor… Savaşta ölen şeflerinin iç organlarını temizleyip özel bir ilaç
karışımıyla cenin pozisyonunda sacta kavurmuşlar… Mumya bu yüzden simsiyah...
| 250 yıllık kabile reisi mumyası |
En sonra hediyelik kolye, file çanta, başlık, kama, bilezik ve koteyka denilen o meşhur kabak kılıflardan satmaya çalışıyorlar... Bir misafir kulübesi var kiralıyorlar… Hatta Alman bir çift gelmişti üç gün onlarla yaşamak için…
KÖYDE ŞOV:
Hemen yakındaki Anemoigi köyüne,
kaygan çamur patikadan engel atlanarak ulaşılıyor… Kapıda savaş şovlarıyla
karşılıyorlar…
| Kızlar karşılaması.. |
Ateş dansı ve muz ikramından sonra satışlar başlıyor… Birbirimize çok ısınıyoruz… Yağı gözlere iyi gelen kırmızı Pandanus sebzesinden ikram ediyorlar…
Sunbaima köyünde benzer bir mumya
daha gösteriyorlar… Mumyalar şefin çadırındaki karanlık gizli bölmeden
çıkartılıp bir sandalyeye konuluyor…
| Bir Dani Kabilesi daha |
| Bir başka köyde kabile reisi mumyası.. |
JAYAPURA ve SENTANİ GÖLÜ:
| Papua'nın başkenti Jayapura'ya inerken. |
| Jayapura |
| Sentani Gölü |
| Sentani Gölünde Asei adası |
| Asei Adası-Sentani yerlileri yaşıyor.. |
| yerli çocuklar.. |
| Sentani Gölünde.. |
KISA KISA PAPUA:
-Dünya mirası listesinde yer alan Lorenz
milli parkı adanın güneyinde yer alıyor.
-Adanın en yüksek tepesi 5050m. İle Puncal
Jaya
-Adada tespit edilen 16bin bitkiden 124
adedi endemik
-En önemli geliri altın,ayrıca bol petrol
bulunduğu söyleniyor.
-Wamena’ya her türlü araç- gereç -yiyecek
havayolu ile geldiği için oldukça pahalı… Bu bölgede beş özel havayolu şirketi
faaliyet gösteriyor.
-Ulaşımda kullanılan iki kişilik
bisikletlere ‘beçak’,motorlu taşıyıcılara ‘ocak’, minibüs dolmuşlara ‘bemo’
deniyor.
Attila ATASOY- MART
2012
| Meşhur kabak'ların bitkisi.. |
| Kabile reisi |
| Papua evleri |

.jpg)






