Sanatçı-Gezgin

FOTOĞRAFLAR

FOTOĞRAFLAR
SLAYD

fotoğraflar

fotoğraflar
slayd

FOTOĞRAFLAR

FOTOĞRAFLAR
SLAYD

FOTOĞRFALAR

FOTOĞRFALAR
SLAYD

FOTOĞRAFLAR

FOTOĞRAFLAR
SLAYDIR

DOĞU KANADA

 

KIZILDERİLİ YAZ'INDA

             DOĞU KANADA..

 

 




... Eveeet arkadaşlar, yıllarca ücra ülke ve coğrafyalarda az sefillik çekmemiş biri olarak, biraz konformist takılarak medeni bir ülkede keyif yapayım dedim... E hazır bir grup oluşmuşken de takıldım mutluluk kervanına… Hehheh, sefam olsun dedim ama yine sabahın köründe kalkıp yollara düşmek kaderde var… Uykuların çoğunun yollarda otobüsümüzde alındığını bilmem söylememe gerek var mı?.. Bir tuhaf durum da otobüs camlarında perde yoktu… Nedense güneşi az gören bir ülke olmasından mı acaba diye düşündük, sonra camların ısı geçirmediğini öğrendik… Ama yine de güneş gözümüzü oyuyordu uyuyamıyorduk yahu... Neyse ki 40 kişilik otobüste 12 kişiyiz de yer değiştiripduruz…

Dünyanın en büyük su havzalarından birini oluşturan göller ve nehirlerle kaplı, dünyanın Rusya’dan sonra ikinci büyük ülkesi Kanada (9,98milyonkmkare)'nın gittiğimiz doğu bölgesindeki Quebec eyaleti bile Türkiye’nin iki katı… Daha da Ontario eyaleti var sırada… Biz önce Quebec eyaletindeki Montreal,Quebec ve Ottawa'yı halledelim de gerisi kolay…

Sırasıyla Superior,Michigan,Huron,Erie ve Ontario gölleri ve onlardan beslenen nehirler,bu eyaletlere öyle bir sunum yapmış ki  öyle böyle değil.. :)

Ekim başlarında ilk 'don'dan sonra havanın biraz yumuşayıp Akçaağaç ormanlarının sarı-turuncu-kırmızının her tonuyla renk şölenine ve doğa şenliğine dönüştürdüğü dönem, Kanada’da Kızılderili Yazı olarak biliniyor…

Bu dönem, olağanüstü doğa manzaraları eşliğinde  hem tarihsel dokusu korunmuş, hem de modern ve düzenli kentleşmenin en ünlü örnekleri olmuş kentlerle tanışmak, ayrıca doğanın gücünü Niagara Şelâlelerinde büyülenerek soluklamak için öyle iyi bir dönem.. .

MONTREAL: ALTI DA ŞEHİR, ÜSTÜ DE..

İstanbul’dan uçakla 10 saat 10 dakikada geliniyor… Ben pek beğendim doğrusu… Suç oranı yılda 1 miş filân… Adı ‘Mont Royal’ yani Kraliyet tepesi kelimesinden türemiş şehir 1642’de resmi olarak bu tepede kuruluyor… Tepenin deniz seviyesinden yüksekliği 234m.,şehir seviyesinden ise 187m.. Binaların bu yüksekliği geçmesi yasak… Bu nedenle en yüksek gökdelen 185m.


 'Mont Royal'de Eski Kraliyet Sarayı

..İşte 1962’de yapılan ilk gökdelenin alttan tren istasyonuna bağlanmasıyla başlamış her şey… Sonrasında her yapılan bina alttan birbirine bağlanarak ve belediye bu bağlantıları üstlenerek yıllar içinde altında yolları, etkinlikleri ve her bina ile komplekse bağı olan, daha da altında metrosu olan 33kmlik bir şehir oluşmuş… Böylece kışın -40a inen, yazın +40a çıkan iklimden kaçarak yaşamanın ve de çalışmanın formülü oluşmuş… Bunun 10kmsinde de sürekli sanat festivalleri düzenleniyor… Ah tam benlik… Soğuğa sıcağa bulaşmadan bir hayat..:)






Fransız-İngiliz savaşlarına mekân olmuş Quebec eyaletinin en büyük şehri Montreal... Çevresiyle birlikte 4,2 milyona varan nüfus, şehir merkezinde 1milyon 700bin civarında… %56 Fransızca, %23İngilizce konuşuluyor… Diğer konuşulan diller İspanyolca, İtalyanca ve Arapça... Merak etmeyin Türkçe de var… Bizimkilerden de epey yerleşen var…

Ünlü Montreal Üniversitesinde 80bin öğrenci bulunuyor…

Ontario gölünden doğan St.Laurent nehri bütün eyaleti baştan başa geçerken Montreal’de dünyanın Hamburg’dan sonra en uzun limanını oluşturmuş… Ama liman kışın donuyormuş..(!)

Gerek Kraliyet tepesinden gerekse de185 metrelik gökdelen tepesindeki camlı seyir terasından nehrin ve şehrin manzarasını izleyebilir, ticari hareketliliğin olduğu St.Catherine caddesinde gezinebilir, adını fransız Kâşiften alan Jacques Cartier köprüsü(3600m.) ve meydanı ile 17nci yüzyıla ait yapılardan oluşan eski yerleşim bölgesi Vieux-Montreal ve Notre-Dame Bazilikası’ndan sonra da akşam dillere destan ışıklandırılmış Batı-Çin-Japon tarzı büyülü Botanik Parkı’nı dolaşabilirsiniz… Haaa bir de ünlü 1976 Montreal Olimpiyatlarının simgesi 165metrelik Olimpiyat Kulesi de sizi bekliyor olacak…

185 metrelik gökdelen 'den seyir




 Botanik Parkında







Ünlü Tren İstasyonu






Eski kent yollarında..

Olimpiyat kompleksi ve Kulesi..


 Jacques Cartier  Köprüsü


Bir AVM etkinliğinde...

QUEBEC:


Montreal’den kuzey doğuya Kanada’nın en büyük ikinci eyaleti(1.592.000kmkare) Quebec,… Dünyada 70 tür Akçaağaç var… Bayrağında bile Akçaağaç yaprağı bulunan Kanada'nın ormanları 20 tür Akçaağaç barındırıyor... Bunların üç türünden de ünlü Akçaağaç şurubu elde ediliyor ve dünya üretiminin %80i de Quebec eyaletinde… Başkent Quebec şehri,1608’de Fransızlar tarafından kurulmuş..800bin nüfuslu şehir, hem tarihi yaşanmışlıkları, hem doğası ve de Unesco Dünya Kültür Mirası listesine girmiş eski kent güzelliğiyle öne çıkıyor… Adeta Fransızların Kanada topraklarındaki kantonu gibi… İngiliz-Fransız savaşlarının en kanlı sahnelerine mekân olmuş bu şehir… Bölgede Fransızca konuşma oranı %83..İngilizlere olan katı tutumlarıyla halen en tutucu bölge…

Chateau Frontenac oteli, Parlamento binası,1759’da savaş alanı olan Abraham Parkı, Kale ve şehir surları, kapıları, tipik mahalleleri ve café restoranları ile Place Royal Meydanı görülecek yerler arasında…






3500km.lik St. Laurent Nehri burada daha da derinleşip genişleyerek büyük Cruise gemilerine daha rahat bir liman oluyor…


Bir ara Fransızcanın yoğun konuşulduğu ikinci bölge olan Trois-Rivieres’te buluştuğu St.Maurice nehrinin köşesinde dünyanın ilk kâğıt fabrikası(Borealis) yapılmış(1920)… Şimdi o fabrika müze ama diğer fabrikalar çalışıyor… Eskiden su yoluyla yapılan tomruk nakilleri yasaklanmış… Trenler ve tırlarla yapılıyor şimdi… Ne kurbanlar verilmiş o yıllarda… İşçi bayramını Eylül’de kutluyorlar… Sendika şartının olmadığı söylendi…

St. Laurent nehrinin daha da genişleyen devamını takip ederek Cole-de- Beaupre bölgesinde yol boyunca meyve ve sebzelerin depolandığı mahzenler, ekmek fırınları, eski çiftlikler ve geleneksel evler görüyoruz… Yol üzerinde Kuzey Amerika’nın ilk ibadet yeri olan St-Anne-deBeaupre’yi ziyaret ediyoruz… Burası bir tür hac yeri imiş ve inananlar mucizelerin gerçekleştiğini iddia ederlermiş…




Doğası ve muhteşem villaları ile keyifli manzaralar sunan Orleans adasından geçerek Niagara’dan 30m. daha yüksek Montmorency Şelâlesine varıyoruz… 84m. yüksekliğindeki şelâle bizi şaşırtıyor doğrusu… E artık burada güzel bir yemeği hakediyoruz efenim..


Montmorency Şelâlesi 84m.









OTTAWA:

Şelâle sonrası kuzeyden güneye ‘Chemin du Roy’ yani ‘Kral Yolu’nu takip ederek, Neuville, Capsanté ve Deschambault gibi güzel kasabalardan geçerek Ontario eyaleti içersindeki federal başkent Ottawa’ya varıyoruz…





Anayasa’sı 1867’de yapılmış, Kanada demokrasisinin kalbinin attiğı federal başkent Ottawa’da, Parlamento binalarını içerisinde barındıran Parlamento tepesi, Quebec ile Ontario eyaletlerini ayıran Ottawa Nehrinin kıyısında yemyeşil bir alan içerisine kurulu… 18.yüzyılda Gotik mimari stili inşa edilmiş Parlamento binaları ülkenin ulusal sembolü…

İki resmi dile(İngilizce ve Fransızca) sahip 1,4 milyonluk başkentte, Kanada Tarih Müzesi, Kızılderililerin yaşamı hakkında geniş bilgi edinilen ve dev totemler barındıran ilginç bir yer... Aynı yer biz oradayken başkan Trudeau ve rakibinin tv’de son seçim düellosuna sahne oldu... Öyle ki biz öğle saatlerinde müzeyi gezdik, akşamüstü onlar geldi... Biz de olsa bütün gün kimseyi almazlar…

Daha sonra gittiğimiz Byward Market bölgesi, şehrin eğlence yeri… Tabii ki ulusal müzeler ve elçiliklerin bulunduğu Sussex Mahallesi de ilgi çekici olabilir…






RIDEAU KANALI:


Kingston şehrinden Ottawa’ya kuzey Amerika boyunca 202 km. boyunca uzanan tarihi Rideau Kanalı, 19.yüzyılda inşa edilmiş zamanın en büyük mühendislik harikalarından biri olarak kabul ediliyor… Ülkenin sembollerinden olan kanal, Unesco dünya mirasları listesinde... Artık pek kullanılmayan kanalda yazın sandal sefası, kışın da buz pateni yapılıyor…

TORONTO’ya gider iken…


Artık yolumuz hep güneye doğru… Kanada’nın en büyük şehrine doğru… Ama önce ‘Bin Adalar’ var…

Ontario eyaleti ile Amerika’nın New York Eyaleti arasında sınır oluşturan bir doğa cenneti… Milyarderler sahili olarak adlandırılan kıyılarda ünlü zenginlerin malikaneleri var… Bize de Saint Laurent nehrinde tekneyle aralarından geçmek kalıyor… Bazen Kanada, bazen Amerika kıyılarından geçiyoruz… Daha sonra yarım saatlik mesafedeki eski başkent, İngiliz sömürge dönemine ait yapıları ile ilgi çeken Kingston’a uğruyoruz…

…VEEEE TORONTO:



Ontario gölü kıyısını takip ederek sonunda Kanada’nın en büyük şehri 6 milyonluk Toronto’ya vasıl oluyoruz… (Kanada toplam nüfusu zaten 37,5 milyon)… Akşamüstü saatleri, malûm trafik… Etraftan dolaşıyor ve bu sayede yerleşim yerlerini görüyoruz... Ticari başkent olarak da, çok göçmenli yer olarak da ünlü… Ama diğer şehirler ’den daha güvenli… Çoğu kişi yerleşim bölgelerinde kapılarını kilitlemiyorlar bile… Kanada’nın kanunlarının sıkılığı, toplum bilinci ve disiplininin yüksekliği yerleşik yerel kültür olmuş… Tabii refah seviyesi de o kadar yüksek…

Çin Mahallesi, finans merkezinin görkemli gökdelenleri, göl kıyısındaki Harbourfront limanı, ünlü stadları ‘Skydome-Rogers Center’ ile 553 metre ile 1975-2007 yılları arasında dünyanın en yüksek kulesi olan CN Tower harika manzarasıyla görülecek yerler arasında....Ve tabii Queen Street ile Yonge Street, alışveriş caddeleri olarak hanımların emrinde…


CN Tower'da..




HAYDİ NİAGARA’YA…




Kuzey Amerika’nın en büyük nehri Niagara üzerinde Kanada’nın Ontario Eyaleti ile Amerika’nın New York Eyaleti arasında doğal bir sınır oluşturuyor... Duyulduğunda tek bir şelâle zannedilen ama aslında 3 şelâleden oluşan bir doğal yapı…  Tabii teknoloji ve hidroelektrik santralarıyla kontrol altında… Gündüz olağanüstü debisi geceleri yarıya indiriliyor… Gece ışıklandırmaları ve havai fişeklerle daha da müthiş oluyor… Kanada tarafı çok daha güzel… Her İki taraf ta kumarhaneler, büyük oteller ve eğlence yerleriyle küçük bir Las Vegas olmuş…


Şelâlelerin en büyüğü ‘Horseshoe’,diğerleri ‘American Falls’ ve ‘Bridal Vells Fall’-en küçüğü bu ve ‘gelin duvağı’ deniyor…

51 metre yükseklikteki şelâleden 30 saniyede 168bin metreküp su akıyor… Yılda toplam 102 cm. genişliyormuş… Dünyada ters yöne akan tek şelâle imiş… Hem ABD’ye hem Kanada’ya elektrik üretiyor… İlk santral, bildiğim kadarıyla Edison ile Tesla ortak yapımı idi…

Önce funiküler ile inilen sahilden ‘Hornblower’ adlı tekne ile özel yağmurluklar giyilerek en büyük şelâlenin kalbine doğru gitmek olağanüstü bir haz… Mutlaka deneyiniz efenim… (Meraklıları için 1 Kanada Doları(CAD)=4.28 TL. idi)



Attila  ATASOY-EKİM 2019

Share:

İRLANDA BLARNEY









 

Share:

İRLANDA BLARNEY

 

BLARNEY TAŞINI ÖPMEK...



..Olay Irlanda'da Blarney kalesinde geçmektedir... 100 basamak son derece dar merdivenlerden kuyruk halinde tepeye tırmanmak ve o taşı öpmek için başa aşağı uçuruma sarkıtılmak zorundasınız… Taşın en dibini öpmek zorunda olduğunuz için sizin de demirlerden çoookk sıkı tutmanız lâzım… Yoksa...😁.

..Şimdi gelelim ritüel ne diyor..?

Blarney Taşı'nı öpmek, öpene bir cazibe getirdiği, dileklerinin kabul edillip onlara başkalarını büyüleyecek masalları ve şarkıları anlatabilecek gümüş bir dil verdikleri söylenir…

Hikayeyi daha da ilginç hale getiren şey, İrlanda'nın Cork kentindeki Blarney kasabası yakınında, Blarney kalesinin tepesinde duran gerçek bir Blarney Taşı olduğu gerçeğidir… Taş resmen “Eloquence Taşı” olarak adlandırılır ve çoğu insanın taşı öperek doğaüstü armağanlarına lâyık bulunur…

Taşları öpmek için ziyaretçilerin kendilerini baş aşağı  bir uçurumdan sarkıtmalarını gerektirir… Ölümle sonuçlanan denemeler olmuştur… Zira aşağısı uçurum… Birileri tutmadan ve yukardaki demirleri tutmadan mümkün değil efenim..😁.. Şimdi Blarney Taşı'nı öpmek epeyce bir takım çalışmasını gerektiriyor… Alttan kaymamak için iki paralel demir koymuşlar ama aradan gidilebilecek aralıkta😁ona göre…

...Bana gelince ilk olan zaten sakat olan sol omzumu iyice sakatlamak oldu…Artık bekleyelim ihya mı, imha mı olacağım..😃😃😃

Attila ATASOY (Haziran 2019)










Share:

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Attila ATASOY Youtube Kanalı

Attila ATASOY Radyo Kanalı

Popüler Yayınlar

ATTİLA ATASOY RADYO

Öne Çıkan Yayın

Giresun Konserinden

 

Blog Arşivi

Atatürk

Atatürk

Wikipedia

Arama sonuçları

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *