Sanatçı-Gezgin

FOTOĞRAFLAR

FOTOĞRAFLAR
SLAYD

fotoğraflar

fotoğraflar
slayd

FOTOĞRAFLAR

FOTOĞRAFLAR
SLAYD

FOTOĞRFALAR

FOTOĞRFALAR
SLAYD

FOTOĞRAFLAR

FOTOĞRAFLAR
SLAYDIR

ALIP BAŞINI GİTMELER

 

ALIP BAŞINI GİTMELER

Aslında  hepimiz hayatın bir çeşit gezgini değilmiyiz?... Kimi birkaç rengin, kimi de benim gibi bütün renklerin peşine düşer… O kadar çok renk var ki, biri ya da birkaçı bitse bile mevcutlardan yeni bir renk oluşturmayı bilmek gerek..

Yeni coğrafyalarda yeni soluklar almak, zaman zaman içine düştüğüm çıkmazların en etkili ilacı olmuştur… Yanı sıra yeni kültürlerde bilgilenmek, lokalize hesapların kurbanı olma tehlikesinden de kurtarmıştır beni..

Bir şeyleri başarma hırsıyla çok şeyleri kaçırma riskine karşı en iyi ilaçtır gezginlik… Hayata kısır döngülerin kurbanı olarak değil ,çok yönlü evrensel bakabilmektir gezginlik..     

                        Attila Atasoy  - 20 Ocak 2014         


                      

Share:

BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ (UAE)

 

FOTOĞRAFLAR&VİDEOLAR
Dubai'de Marina bölgesi

DUBAİ-ABUDHABİ

6 Ağustos 1966’da kansız bir darbe ile ağabeyi  Şeyh Shakhbut’dan devralıp iktidara gelen BAE’nin yedi üyesinin en büyüğü ve en zengini olan, Abu Dabi’nin başkanı Şeyh Zayed Bin Sultan El-Nahyan 1971'de altı devlet Birleşik Arap Emirlikleri'ni oluşturmak için birleşti, ertesi yıl 16 Şubat 1972’de Ras al-Khaimah'ın yedinci emirliği onlarak BAE’yi kurmuştur...

Yüzyıllar öncesinde iki önemli kabile olarak yaşarlarken İngilizlerin kolonisi olmuşlar… Balıkçılık, inci üretimi gibi işlerle sade yaşamlarına devam etmişler... Taa ki petrol bulunana kadar(1954) Hele bir de satmaya başlayınca(1958) Arap uyanmış… Uyanmış ama gelen zenginliğin şımarığı olmamış… Ünlü iki kabileden Nahyan’ların uzantıları, Şeyh Zayed’in vizyonuyla bu zenginliği halka ve çöle paylaştırmış… Kabile yaşamının iç dinamikleri, İslam disiplini ile harmanlanmış… Petrol, denizde yetişen bir ağaç türü, balıkçılık ve develerden başka zenginliği olmayan çöl ülkesinde petrolsüz kalınabilecek geleceğe dokunan sihirli değneğe dönüştürülmüş… Dünyanın en büyük yatırımlarının sirki haline getirilmiş… Ülkede atak 1999’da başlamış. Yerli nüfusun(%20) kontrol altında tutulduğu ülkede çoğunluk yabancı(%80)…

Hint, Pakistan, Filipin, Çin, Rus ve güneydoğu Asya’dan birçok yabancı uyruklu, alt kademedeki işlerde çalışıyor… Amerika ve İngiltere'nin arka bahçesi gibi görünen ülkede en üst düzey mevkilerde yine kendi yerlileri bulunuyor… 24 serbest bölgeye sahip ülke’de petrolden başka tabanca ve hıyar üretiliyor... Kendi halkını korumaya alarak dünyaya kucak açmış nadir muhafazakar ülkelerden…  Yabancılara vatandaşlık verilmiyor ama kefil sistemi getirilmiş… Yerli halktan bir kefil bulunuyor, ona senelik bir ücret ödeyip istediğiniz kadar çalışabiliyor ve kalabiliyorsunuz... Vatandaşlık ancak yerli bir erkekle evlenen kadına verilebiliyor…  Kendi vatandaşına eğitim ve sağlık hizmetleri ücretsiz… Bu, yurt dışında da geçerli… Yine kendi vatandaşı evlenirse yirmibin dolar para ve  bir ev veriliyor… Hanımlar için özel taksilerin (Ladies Taxi) bulunduğu Ülkede ana dil Arapçayı konuşan %27 dolaylarında… Çoğunluk Urdu’ca konuşuyor… Yağmurun genellikle Ocak-Şubat aylarında yağdığı ülkede su ihtiyacı, çoğunluk denizden arıtmayla gideriliyor... Elektriğin %95’i de doğal gazdan elde ediliyor… Son yıllarda güneş enerjisine ağırlık verilen ülke, aynı zamanda dünya aluminyum borsasının merkezi durumunda… Para birimi Dirhem..(1 Usd=3,6 Dirhem 1 Euro=4.6 Dirhem-Aralık-2013)...
İklim, yazın nemli  42 derece ve üstü, kışın  23-28 derece. Bunlar gündüz değerleri. Geceleri en az on derecelik düşüşleri göz önünde bulundurun. Deniz kıyısı da olsa çöl iklimi...

BURJ AL ARAB OTELİ VE KIYILAR-DUBAİ


 Çöl safarisinde usta sürücü ile

(Dip not: Yöneticilerin asırlar öncesinden aynı kabile kültüründen gelmeleri, İslam gelenekleriyle harmanlanmış disiplinleri ortaya birçok anlamda uyumlu ve homojen bir tablo çıkarmış… Yani herkes nerde ne yapılacağını biliyor ve memnun… Dışarda içki satılmıyor ama bütün otellerde, kulüplerde serbest. Evlerde de tabii ki... Çarşaflı kadınlar, ehramlı (kandura’lı) erkekler diğerleriyle bir arada gayet mutlu mesut eğleniyorlar... Bu uyumun bence en önemli anahtarı azınlık olmak… Nüfus fazla olsaydı bu kadar uyum yakalanabilir miydi sanmam… Her şey petrol zenginliği değil, petrolün bir gün biteceğini düşünerek geleceğe yatırım yapan vizyona sahip yöneticilikte… Zenginliğini halkla paylaşan yöneticilikte… Bu nedenle burada o dayatmacı İslam'ı görmedim açıkçası… Bu nedenle 42 yılda çölde harikalar yaratan, kendi toplumuyla barışık, kendi kural ve çıkarlarını ihlal etmeden dünyaya kucak açmış bu vizyonu kötülemek mümkün değil…)

Boş Çeyrek Çölünün güneydoğu ucundaki 87bin km karelik ülkenin en gözde kentleri (ya da emirlikleri) şüphesiz Dubai, Sharjah ve başkent Abu Dhabi…

DUBAİ (İki Erkek Kardeş demek):

DUBAİ

Deira, BurDubai ve Jumeirah olmak üzere üç bölgeden oluşuyor. Bir rehbere göre iki, diğer rehbere göre üç milyon nüfuslu... Ülke petrolünün ancak %4ünün çıktığı Emirlikte aynı zamanda başbakan olan El Maktum’un(tam adıyla Şeyh Muhammed bin Raşid El Maktum) 

EL MAKTUM SARAYI

…1999’da başlattığı atakla meydana getirilen dünyanın ‘en’lerinden ilk aklıma gelenler; Denize yapılan 25 km2 lik palmiye adası (Palm Cumeira), diğer yapılmakta olan daha büyük Palm Deira ve aralarındaki 40 km açıkta yapılmakta olan Dünya adacıkları, yine inşası süren bir başka palmiye adası Palm Cebel Ali, Dünyanın en yükseği Burj Khalifa (828m.-164 kat),dünyanın en büyük alışveriş merkezi Dubai Mall, Dünyanın kayak pistli tek avm’si Emirates Mall, 2009’da açılan dünyanın en uzun ‘makinistsiz’ metrosu(77km.)…Dünyanın en yüksek otelleri..v.s.

Dubai Jumeirah Park Plajları

DUBAİ


BURJ KHALIFA:

Abu Dhabi’deki başkan Khalifa’nın 10 milyar Dolar yardımıyla bitirilebilen kule, 828 metre 164 kat’tan oluşuyor. İlk 39 katı otel, 39 dan 122’ye kadar daireler, 440 metrede kral rezidansı, 124’üncü katta (452 m.) gezi ve seyir katı, sonrasında 158’e kadar üst düzey yönetici ofisleri, 158’de mescid, 159-60’da müteahhit firma eemar ceo’sunun konut ofisi bulunuyor… Sonrası kimin hatırlayamıyorum, başım döndü…

Aklıma gelmişken, dünya haritası adacıklarında her ülkenin adacığı, o ülkenin şirketlerinden birine satılıyor… O da projeye uygun tesis ve villalar yapıp satıyor... Bizim haritamızı MNG Holding almış… Bilginize…

Denize inşa edilen mucizevi Palmiye adalarının en küçüğü olan, Palm Cumeira (25kmkare) tamamlanmış… Ama diğerleri 2008 mali krizinden sonra yarım kalmış… Halen ek ödenekler ve yardımlarla tamamlanmaya çalışılıyor… Burj Al Khalifa da yarım kalıyormuş ama Abu Dhabi’deki başkan 10 milyar Dolar yardım yapınca tamamlanabilmiş... Böylece kulenin adı Burj Al Khalifa oluvermiş... Bütün bu yatırımlar Dubai’yi Ortadoğu'nun en pahalı, dünyanın 22nci pahalı kenti yapıvermiş tabii... Ama aynı zamanda Ortadoğu'nun en iyi yaşanabilecek güvenli kenti seçilmiş…

ABUDHABİ (Geyiğin Babası demek):

ABUDHABİ'YE GİRİŞ

ABUDHABİ

Dubai’den güneybatıya doğru dümdüz 135 km. sonra Birleşik Arap Emirlikleri(UAE)'nin başkenti Abu Dhabi’ye varıyorsunuz… Ülkenin %80 topraklarına sahip(67000 km2) ve 200'e yakın ada va adacıktan oluşuyor… Kent merkezi de kıyıdan 400 metre açıkta bu adalardan birinde... Ülkenin üçüncü büyük şehri 1,5 milyon nüfuslu.... Her adaya köprüler kurulmuş ve kuruluyor... Zira hepsinde farklı konseptte siteler kuruluyor ve kurulacak... Ülke petrolünün %95’I bu topraklardan çıkıyor... 700 km.’lik ülke kıyılarının 400 km.’si Abu Dhabi’ye ait. Dubai ile tatlı bir rekabet içinde olan Abu Dhabi'de de ‘en’ler bulunmakta... Mesela dünyanın en büyük lunaparkı Ferrari Park, 7 futbol sahası büyüklüğünde... Dünyanın en büyük su parkı da burada... Emirates Otel Kuleleri dünyanın en pahalı ve 114 kubbesiyle (Kuranın sure sayısı) en kutsal, büyük ve lüx oteli… Veee yine Abu Dhabi'deki Şeyh Zayed Camii, dünyanın en yüksek kubbesine sahip dördüncü büyük camii… Minare alemleri som altından, mermerleri kendini temizleyen özel kakmalı… Sütunlar ile duvarlardaki altın işlemelerin yanında Türkiye’den giden Çini levhelar göz alıyor… 41000 kişinin namaz kılabildiği bir şaheser… 2004’te 84 yaşında iken vefat eden ve caminin bitimini göremeyen Şeyh Zayed'in mezarı da burada…

Attila ATASOY-Aralık 2013

ŞEYH ZAYED CAMİİNDEN.:

( SHEİKH ZAYED GRAND MOSQUE-ABU DHABİ)

DUBAİ

PALMİYE ADASINDA HOTEL ATLANTİS


BAYANLARA ÖZEL TAKSİ


ÇÖL KAPLANLARI-DUBAİ


ÇÖLDE YEMEKLİ  AKŞAM EĞLENCESİ..



DUBAİ MALL'DAN

ABU DHABİ

ESKİ ABU DHABİ



Share:

BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ (UAE)




    



















 

Share:

ODESSA-UKRAYNA

 

ODESSA’DA  SONBAHAR...(UKRAYNA)


 1794’de Rus Çariçesi 2.Katerina’nın orduları tarafından istila edilmeden önceki  adıyla  ‘HACIBEY’, Kırım Hanlığına bağlıyken de Karadeniz’in en büyük limanıydı, şimdi de öyle… Karadeniz’in kuzeybatısında denize nazır taraçalar üzerine kurulmuş… İstanbul’a uçakla bir saat mesafede, direkt çizgi çektiğinizde Zonguldak’la karşı karşıya olan kentin tarih boyunca birçok istila görmesi ne doğasını ne de kültürünü bozmuş… Zaten bütün Ukrayna, Ruslardan önce 480 yılından itibaren Slav ırkının ve sonraları Ortodoks’luğun merkezi olarak hep başrolde olmuş… 1923’de kurulan Türkiye Cumhuriyetinin de ilk başkonsolosluklarından biri olan Odessa, Karadeniz’in  nimetlerini cömertçe sunarken, kapitalizme geçiş sürecinde diğer kaderdaşları gibi hayli zorlanmış görünüyor… Ama bütün zorluklara rağmen göz kamaştırıcı parklarını ve sanatlarını asla ihmal etmemişler… Bu yüzden saklanmış hüzünleri sonbaharın renklerinde can buluyor… Ruhlarının dinginliği bu yüzden…

SOVYET SONRASI:

1991’de Sovyetlerin dağılmasıyla bağımsızlığını alan ülkenin gözde limanı, kaçakçılık-mafya-rüşvet üçleminin girdabına kapılmış… O zaman ‘ben yaptım oldu’ diyen devlet yetkilileri, haksız sahiplenmelerle köşeyi dönerken halk, n’apacağını bilmez halde fakirliğe mahkum edilmiş… Çoğu da bildiğimiz gibi başka ülkelere göç etmiş… Halen de acaip bir zengin-fakir uçurumu var… Vergisi çok düşük en yeni lüx arabalar, cipler caddelerde fink atarken fakir halk köhne otobüs, troleybüs ve ‘natuşka’ denilen dolmuşlarda sıkış depiş ömür tüketiyor… Okuma yazma oranının %99,Üniversiteli’nin %85-90 olduğu bir ülkede bu olmamalıydı… Halen orta halli memur maaşının 250-300 Dolar olduğu ve rüşvetin had safhada olduğu söyleniyor… Suriye’den, Arap Ülkelerinden ve tabii Türkiye’den zenginler ve büyük yatırımlar göz kamaştırıyor… Ve tabii bütün ülkede olduğu gibi striptiz kulüpleri de…

Birbuçuk milyona yakın nüfus, yazın 2 milyona yaklaşıyor…

 ESKİ :

Eski şehir, kireç taşından mamul Stalin evleri ile çok odalı Kruşçev evlerinin düellosunu yaşıyor sanki… Stalin evleri 6-7 metre tavan yüksekliği ile imrendiriyor… En fazla dört kat yapılabiliyor zira kireç taşı, fazla katı taşımıyor… Kruşçev evleri ise komünist sistemin karakteristiği… Daha fazla kattan oluşan normal taş binalarda 5-6 oda ve ortak salon-mutfak-banyo var… Her odada bir aile olacak şekilde yaşamışlar…

YENİ:

Ev alırsanız sadece içini yapabiliyorsunuz… Dışı ile ilgili bütün yaptırımlar Devletin tasarrufunda… Zorunlu eğitim 12 yıl ve okullar numara ile adlandırılıyor… Alkol-sigara-benzin ve et’in hayli ucuz olduğu ülkenin bu şehrinde metro yok… Zira şehrin altı, ikiyüzyıl önce yapılmış, uzunluğu yüz km.yi bulan yer altı tünelleriyle kaplı… Bunlar İkinci Dünya savaşında çok işe yaramış… Şimdilerde bu tüneller %97 nem oranıyla ve yaz-kış değişmeyen ısısıyla ideal ve doğal şarap mahzenleri işlevini görüyor..

..Avrupa’nın en büyük ikinci toptan pazarı da Odessa’da... Kahraman Türk kadınlarına duyurulur..!

ŞEHİRDE GEZİ:

Şampanya-şarap ve konyak fabrikaları ve de sanatoryumları ile meşhur Odessa’da  küçük de olsa şehir turu yapan o malum iki katlı otobüsler var merak etmeyin… Arada inip tekrar binebilirsiniz… Ünlü yürüyüş ve eğlence-alışveriş caddesi ‘Deribasovskaya’yı merkez almanız yeter… Yalnız cadde isimleri çoğunluk Kiril alfabesiyle yazılı olduğundan zorlanabilirsiniz… Büyük çoğunluk İngilizce bilmiyor, bir Türk asıllıya rastlarsanız ne âlâ…. O da çat pat... Bu nedenle rehberli dolaşmanız tavsiye edilir… Neyse biz devam edelim;

 ŞEVÇENKO  PARKINDA ‘MEÇHUL ASKER ANITI’ :

1941-44 yılları arasında Almanlar ve Romanyalılar tarafından işgal edilen Odessa’da çoğunluğu Yahudi olan 280000(ikiyüzseksenbin) kişi ya katledilmiş ya da sürgüne gönderilmiş… Kızıl Ordu’nun 1944’de şehri kurtarmasından sonra 1945’te kahraman unvanı alan dört şehirden biri olmuş Odessa… Ukrayna’lı ünlü şair-ressam Şevçenko’ya adanmış parktaki 21metrelik anıt, Odessa için savaşan ve ölen askerlerin anısına yapılmış…

‘POTEMKİN MERDİVENLERİ’

Potemkin Merdivenleri

Şehri limana bağlamak için 1837-1841 yılları arasında yapılmış… Üstten bakılınca sadece sahanlıklar, alttan bakınca sadece basamaklar görülüyor..200 basamaktan 192si kalmış… En alt basamak 21.6m., en üst basamak 12.5m.,ama bakınca hepsi eşit görünüyor… Yüksekliği 27m.,uzunluğu 136m. Ayakları sağlam olmayanlar korkmayın, finiküler var… 1905 yılındaki halk ayaklanmasına limanda bulunan Potemkin Zırhlısındaki bahriyelilerin de katılmasının anısına bu merdivenlere bu ad verilmiş… Binlerce insanın katledildiği bu olay,1925 yılında Sergei Eisenstein tarafından ‘Potemkin Zırhlısı’ adıyla filme alındı…

 ODESSA OPERASI VE TİYATROSU:

Opera'da..

Dünyanın en büyük ikinci Operası, görkemiyle mest ediyor… Birincisi Viyana’da biliyorsunuz… Ama bu Operanın en önemli özelliği, akustik bakımından dünyanın bir numarası olması..

Opera

Odessa Tiyatrosu da başka bir binada kültür şölenlerini sürdürüyor..

Sonbahar’ın en güzel yanı da bu kültür-sanat şölenlerinin bu abide yapılarda şahlanması… Tabii bilet bulabilirseniz…

DİĞERLERİ:

Tolstoy sarayı, Katerina meydanı, Belediye binası ve Puşkin anıtı görülecek yerler arasında… Belediyenin önündeki top, Kırım savaşı sırasında batan fırkateynden ele geçirilmiş(1854)… Ünlü Rus şair Alexandr Puşkin ise 1820-1824 arasında sürgün edilmiş… Sebeplerden birisi de Belediye Başkanının eşiyle ilişkiye girmesi… Yıllar sonra mukallit Ruslar nazire yaparcasına heykelini Belediye önüne dikmiş…

Düğün sarayı ile Ukrayna ulusal bankası, kiliseler ve ana Sinagog da gezinize ekleyebileceğiniz yerler…

..Arcadia denilen deniz kıyısı bölgesinde ise Sonbahar hüznünü halen açık balıkçı ve kafelerde şenlendirebilirsiniz… Balıkçıda akrobasi ve dansöz şovu var ona göre… Ayrıca her türlü mutfağı bulabileceğiniz şehirde, cephesi ve içi sarı renk ağırlıklı dekore edilmiş Ukrayna mutfağını denemenizi tavsiye ederim… Özellikle içinde kuşbaşı et, pancar, patates, havuç ve beyaz lahana karışımı olan Bortç çorbasını…

..Oyun parkları, Yunusların şov yaptığı su parkı son gösterilerini yapmaktalar… Kışın donacak havuzlar ve göletler için ise paten hazırlıklarına başlanmış görünüyor…

 Ayrıca benim yaptığım gibi halka karışarak dolmuşlara ya da otobüslere  binin, gittiği yere kadar gidip dönün… Daha çok eğlenecek ve göreceksiniz… Muavin ve şöförlerden Türk asıllılara rastlamanız mümkün… Şehrin önemli banliyösü Tahirova, Türkler tarafından kurulmuş… Eski gümrük binasını da Türkler yapmış… Zaten Odessa’da Tatar ve Gagavuz Türkleri dahil 166(yüzaltmışaltı) millet yaşıyor…

..Bu arada belirteyim:

 Dolmuş 2,5 (ikibuçuk),otobüs ya da troleybüs 1,5 (birbuçuk) Grivna…

 1 Grivna,TL’nin dörtte biri gibi…

 1 Euro=11Grivna

..Yine belirteyim,100’lük Grivna’larda Şevçenko’nun resmi var…

KİREÇ TAŞI MUCİZESİ VE KATAKOMB’LAR:

Katakomb

Kireç taşı, milyonlarca yıl içersinde bazı denizlerde oluşuyor… Bir fosil oluşumu… Odessa bu yüzden şanslı… Kolay kazılıp işlenebilen, suyu emen, soğuktan ve sıcaktan koruyan doğal dokutaşı…  Bir zamanlar deniz alanı olan Odessa, bu oluşumun avantajını kullanmış… Altında yüz km. uzunluğunda labirentler bulunuyor… Bu oyma yeraltı labirentlerine ‘Katakomb’ deniyor… Dış köylere uzanan labirentleri tek tek toplasanız üçbin km. ediyormuş… Rehberin yalancısıyım tabii… Bu labirentler en önemli işlevini İkinci Dünya Savaşında Nazilere karşı savaşan Partizanlar Ordusu için yapmış… Altı-yedi metreden elli metre derinliğe kadar ulaşan tüneller,12 tabur ve binbeşyüz kişiden oluşan bu orduya ve de Nazilere karşı savaşan antifaşist Almanlara da sığınak olmuş… İçinde mutfak-banyo-kuyu-okul-hastane barındıran karmaşık tünellerin üçbin çıkış noktası var… Yaz-kış ısının 12-14 derece olması avantajmış ama aşırı nem ve güneşsizlik verem hastalığına yol açmış… Savaşı kazanmışlar ama gerek vurularak,.. gerek esir alınarak ve gerekse de hastalanarak %70’i ölmüş…

ŞEHİR DIŞI İÇİN AKKERMAN KALESİ;

Gününüz var ve şehirden sıkıldıysanız 70 km. uzakta Unesco Dünya Mirası listesindeki 13.-15. Yüzyıl Bizans yapımı Akkerman Kalesi tavsiye edilir… Yollar güzel… Üstelik giderken HÜRREM SULTAN’ın kasabasından geçiyorsunuz ona göre… 1484 yılında Osmanlılar tarafından fethedilmiş kaleler zinciri içerisinde 2 km. surları ve 26 tanesi ayakta kalmış gözetleme kuleleri ile muhteşem bir eser…

                                                                      Attila ATASOY- Ekim 2013




Katakomb

Çariçe 2. Katerina Meydanı







Potemkin Merdivenleri

İlk Belediye başkanı ile..

Meçhul Asker Anıtı

Meçhul Asker Anıtı..

Şevçenko Parkından..


Şevçenko Parkından..

Share:

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Attila ATASOY Youtube Kanalı

Attila ATASOY Radyo Kanalı

Popüler Yayınlar

ATTİLA ATASOY RADYO

Öne Çıkan Yayın

Giresun Konserinden

 

Blog Arşivi

Atatürk

Atatürk

Wikipedia

Arama sonuçları

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *