NEW ORLEANS'TA JAZZ ÇARPMASI...
![]() |
| Black Smith |
Daha havaalanına iner inmez Louis Armstrong parçaları sizi karşılıyor… Havaalanı koridorlarını sanki Missisipi kıyılarında dolaşıyormuş gibi 'River Walk' yapmışlar… Jazz'ın vatanında ilk vurgunu yiyor, ruhunuzu müziğin ruhuna teslim ediyorsunuz..
Amerika’dayken hep gelmek isteyip
te beni engelleyen Houston ve Dallas'taki arkadaşlarıma bir kez daha kızdım… Neymiş
özellikle festival zamanları çok çalma çırpma olurmuş filan… Neyse ki tenha
zamanda geldim de pek direnemediler.. Hem de Dallas’tan uçak ve en merkezi
yerde( Canal street-Bourbon Street köşesindeki) 4 yıldızlı Astor Crown'da kalış
toplam paket fiyat 387 Dolara… 2 gece 2,5 gün…
Havaalanından şehir merkezine halk otobüsü(E2) ile 2 Dolar'a, özel shuttle servislerle otelinize 24 Dolar'a götürülüyorsunuz… Eğer aceleniz yoksa ve ağır bagajınız yoksa otobüsü tavsiye ederim… Merkeze gidene kadar etrafı görmüş olursunuz… Tulane Street'teki son durak Bütün otellere, özellikle müzik ve eğlence merkezi French Quarter'a çok yakın…
FRENCH QUARTER VE BOURBON STREET:
Müzik ve eğlencenin
adresi..1870'lere kadar Fransız egemenliğinde kalıp sonra Amerika’ya parayla
satılan eyalette epeyce Fransız izlerini görmek de mümkün… Ama artık o izler de
Cafe Dumond gibi üç beş yerde hapsolup kalmış sanki… Tek ve çift katlı evlerden
oluşan bölge sokaklar arası müzik eğlence yarışlarının yapıldığı bir tatlı
arena halinde... Tenha zamanda(2 Ocak) gelmeme rağmen bu Cumartesi akşamı acaip
bir eğlence kalabalığı ile karşılaştım... Sanki herkes dost kurtlarını dökmeye
gelmiş…
Amerika’da sokakta içki içmenin
serbest olduğu tek eyalet oluşu diğer eyaletlerden bol miktarda ziyaretçi
çekiyor… Özellikle kadın egemen Amerika’da kadınların hafta sonu kaçamağı
halinde… Öyle ki ellerinde içkiyle yollarda bağıran çağıran, iyice azmış
durumda geleneksel boncuklar karşısında orasını burasını açan onlar… Bu yüzden
her yer boncuktan geçilmiyor… Dükkanlarda salkım salkım boncuklar çok satış
yapıyor, bu kadınlara memelerini ya da diğer yerlerini açtırmak için… Evet
Bourbon street bütün canlı müzik barlarının, sokak eğlencelerinin ve de
geleneksel grup danslarının yapıldığı yer… Ama etrafında doyulmaz lezzette
seçkin Jazz mekanları da var… Meselâ PalmCourt… Eski sembol müzisyenlerin
klasik mekandaki jazz ziyafeti tam bir terapi… Meselâ Black Smith… Daha genç
müzisyenleri okul sırası gibi yerleşkelerle dinlediğimiz çok sıcak bir atmosfer…
Meselâ Fritzel's..Tarihten çıkagelmiş melodiler… Meselâ Pat O'Briens… İkişer
müthiş piyanistin paslaşarak, zaman zaman da atışarak sunduğu müzik ziyafetini
bence öncelikle bütün piyanistler izlemeli… Ayrıca dünyanın en eski Jazz Kulübü
de var ama o akşam saatlerinde konser niteliğinde çalışıyor… Çivisine bile
dokunulmamış…
Bu arada beni ilk gün bir çırpıda
bütün görülecek bölgeleri kâh yürüterek kâh koşturarak hatta süründürerek öğreten
değerli dostum Hüseyin Pınar'a, İkinci gün bütün yorgunluğuma değecek terapi
gibi Jazz gecelerini yaşatan değerli dostlarım Seher-Habip Ertem çiftine
çoookkk teşekkürler ediyorum..St. Charles'taki restoranlarında yediğim
geleneksel Gumbo çorbasının da tadı halâ damağımda..:)
DİĞER:
Nüfusu dörtyüzbin civarında olan New Orleans, festival
zamanlarında 2 milyon oluyormuş… Özellikle Mardi Gras festivali zamanında...
Şehirde görülecek diğer yerler; Garden
district, Magazine street, İkinci Dünya Savaşı Müzesi, Arts District, Canal
Street, Jackson Street ve French Market sayılabilir… Zaten alacağınız şehir
turu ile hepsini görebilirsiniz… Ayrıca şehir dışındaki bataklılara turlar var
'Swamp Tour' diye… Orada da Alligatör'lerin peşine düşebilirsiniz… Ve
kumarcılar için de görkemiyle, eğlenceleriyle Riverfront'taki Harrah's Casino
var…
Gördüğüm en iri yarı ve şişman
zenciler burada diyebilirim... Zaten Amerika şişmanlıkta almış başını gidiyor… Giyim
eşyası alırken dikkat edin, onların small'u bizim large'ımıza denk geliyor…
GENEL ANSİKLOPEDİK:
Louisiana eyaletinin en büyük
şehri New Orleans, Meksika Körfezi ile Pontchartrain gölü arasında dünyanın en
hareketli liman şehirlerinden biri… Missisipi kıyısında olmak, hilâl şeklinde
körfez tarafından bölünmek onun Cresent City adıyla anılmasına sebep olmuş... Ayrıca
kendi ve eyalet adının kısaltılmasıyla oluşturulan NOLA adıyla da bilinir… Çok
kültürlü geçmişi, mutfağı, jazz ve blues'un başkenti oluşu ile tam bir cazibe
merkezi…
Mississipi nehrini Pontchartrain gölüne bağlamak amacıyla açmaya çalıştıkları kanal başarılamamış, yeri şimdi şehrin en büyük iki caddesinden biri olan Canal Street olmuş… Heh benim kaldığım cadde… Daha önce de dediğim gibi bu caddeyi enlemesine kesen en önemli ve meşhur caddesi de Bourbon Street…
2005'teki Katrina Kasırgası her yeri yerle bir etmiş, sular basmış, herkes farklı eyaletlere kaçmış, aylarca oralarda kalmışlar… Ama devlet ve sigorta ağı yaraları çabuk sarmış görünüyor… Her şey eskisi gibi yerine konmuş…
Attila ATASOY-Ocak 2016
![]() |
| Bourbon Street |
![]() |
| Pat O'Briens |
![]() |
| Seher ve Habip Ertem ile.. |
![]() |
| Havaalanında Riverwalk |
![]() |
| Mississipi kıyılarında.. |
![]() |
| Bourbon Barları |
![]() |
| swamp Turunda |
![]() |
Harrah's Casino |
![]() |
| French Market |






































Hiç yorum yok:
Yorum Gönder