Lütfedip benim şarkımı söyleyen Melâhat PARS hocamızı, Halit KIVANÇ ağabeyimizi ve düzenlemede Onno TUNÇ kardeşimizi sevgi, saygı, özlem ve rahmetle anıyorum.
Sanma ki sen kızgın çölde yağan bir yağmursun
Sanma ki sen kar üstünde açan bir çiçeksin Ne sanmıştın kendini, solmayan bir çiçek mi Yoksa gönül uydulu sönmeyen bir güneş mi
Sevenim olmasa da görenim olmasa da İstemem gelme sakın çok geç Arayanım olmasa da soranım olmasa da İstemem ellerim boş kalsa
Aylar geçti yıllar geçti ne haldeyim sorma Yüzüme gülsen dizime gelsen istemem sorma Aylar geçti yıllar geçti ne haldeyim sorma Yüzüme gülsen dizime gelsen istemem sorma
Sanma ki sen gönüllerde esen mutlu bir yelsin Sanma ki sen sevenlerde köpük köpük bir selsin Ne sanmıştın kendini erişilmez hayal mi Yoksa gökten zembilli dokunulmaz güzel mi
Sevenim olmasa da görenim olmasa da İstemem gelme sakın çok geç Arayanım olmasa da soranım olmasa da İstemem ellerim boş kalsa
Aylar geçti yıllar geçti ne haldeyim sorma Yüzüme gülsen dizime gelsen istemem sorma Aylar geçti yıllar geçti ne haldeyim sorma Yüzüme gülsen dizime gelsen istemem sorma
Makam : Segâh
Güfte : Nâmık Kemâl
Beste : Hacı Arif Bey
Hacı Arif Bey Çeşmi Dilber’den
ayrıldıktan sonra, Sultan-ı Irak makamında
Bana lutf-eyler iken sen
Neden meftunun oldum ben
diye bir beste yapar ve Sultan Abdülmecit'e gönderir. Bu eseri Sultan Abdülmecit çok beğenir ve Harem-i Humayun’da kızlara müzik hocalığına tayin eder. Hacı Arif Beyin gönlü daha birinci derste, cariyelerden Çerkes
asıllı, Zülf-i Nigâr’a kapılır. Zülf-i Nigâr da Hacı Arif Bey’e aşık olur.
Bu aşk kısa zamanda duyulur. Abdülmecit evlenmelerini emreder ve evlenirler.
Zülf-i Nigar, Çeşm-i Dilber kadar
güzel değildir. Fakat Arif Bey’e çok aşıktır. Bu evlilik her ikisi için de çok mutlu
başlar ve Rabia adında kızı olur. Zülf-i
Nigar Hanım, o devirlerde çaresi henüz bulunamamış vereme yakalanır. Günden
güne sararıp, solar, adeta bir mum gibi erir.
Zülf-i Nigâr Hanım’ın çaresiz
hastalığı ilerledikçe Hacı Arif Bey'de acılar içinde kıvranır ve ne yapacağınız bilemez. Sözleri
Namık Kemal’e ait olan meşhur Segâh Şarkı “Olmaz ilâç sine-i sad-pâreme” bu
dönemde Zülf-i Nigar Hanım’ın anısına bestelenmiştir.
Biz çok defa, bu musikinin tam haysiyetini bulamıyoruz. İşte
bu dinlediğimiz, hakiki Türk Musikisidir ve hiç şüphesiz, yüksek bir
medeniyetin musikisidir. Bu musikiyi, bütün dünyanın anlaması Iâzımdır. Fakat,
onu bütün dünyaya anlatabilmek için, bizim miIIetçe, bugünkü medenî dünyanın
seviyesine yükseImemiz Iâzımdır.
Mustafa Kemal ATATÜRK
Attila ATASOY - Haberler
Söz: Attila ATASOY, Fahri ERSAVAŞ
Müzik: Attila Atasoy
Gözlerinin önünde belirince hayalim
Sevgi dolu demleri anar mısın kim bilir
Hasret bir rüzgar gibi eserken ince ince
Ayrılık acısıyla yanar mısın kim bilir
Şimdi nerde o hayat, o güzel günler nerde
Bulunmuyor bir deva yalnızlık denen derde
Giden gelmiyor derler acep inanayım mı
Sen söyle ey sevgili böyle sızlanayım mı
Söyle şimdi nasıl haberler haberler
İyimi kötümü haberler haberler
Söylediğim bu şarkı düşündürür mü beni
Dinleyip eğlenirken sever misin kim bilir
Sen sen ol da düşün iyi tanı kendini
Hor görme hiç kimseyi görülürsün kim bilir